May212013

düşmek..

düşüyorum.sonsuz bir uçurumdaymışım gibi. biliyorum bu karanlığın bu çaresizliğin bir sonu gelecek inanıyorum ama vakit inanmak vakti değildir. vakit tutunma vaktidir. illa ki bir sevgiye mi tutunmalı insan bir amaçta olur bu. çocukken inanıyordum böyle masallara. amaca tutunma masalı fakat daha sonraları anladım ki bunlar sermayenin oyunu sevgilim! 

düşmenin özeti: sık sık aklıma gelen anılar, silinmeyen anılar,un ufak olmayan anılar,beynimi yıkamak istiyorum tüm bu nedenlerden dolayı. tüm anıları silmek yok etmek istiyorum,yaşadığım hiç bir şeyi yaşamamış gibi olmak istiyorum,bir yerinden başlamak lazım diyorlar, ama sadece diyorlar bir yer göstermiyorlar,düşen insana yer gösterilir,otur buraya düşme denilir, tutun denilir,anılara tutunmak iç sıkıntısını artırıyor bana başka bişey söyleyin,içinde çocukluk ve saflık olsun fakat bu da olmuyorsa bırakın düşeyim ben,bir köprüden,bir salıncaktan,bir merdivenden ya da pazartesinin karanlığından düşeyim ama bırakın düşeyim,bırakın acılarımı yaşayayım diyorum,sesim yine boşlukta asılıp kalıyor tüm bu demelerimin üstüne..

May152013

İtiraf etmeliyim ki aziz okur, benim ömrüm, her birini gebertmek istediğim insanlarla aramdaki buzdağlarını eritmeye çalışmakla geçiyor.

Mesela zenginlerden nefret ediyorum,ne yapayım,elimde değil. O restoran sürüngenleri, fiyaka kumkumaları, yapmacık kasvetin mıymıntı bekçileri, ticari bir şiveyle konuşan zehirli papağanlar, geviş getiren bunak vampirler, modanın ipiyle kuyuya inen kibirli cambazlar, tatile gebe fırlamalar, alaturka bir sadizmle zıvanadan çıkanlar, alafranga bir mazoşizmle yılışıklaşanlar…

Hepsine teker teker Kolombiya kıravatı takmak istiyorum!

Murat Menteş
May122013

üçüncü de tutmadı..

Hiç bir şeyin yolunda gitmediği zamanlarda insan hatayı kendinde aramalı. Çünkü bazı şeyler yolunda gitmeli ama bu hiç birşey olmamalı.Yaptıklarında elbette pişman olmamalısın ama hatalarıda en aza indirmek yine senin elinde.. aynı hata kaç defa yapılır diye kendime soruyorum arada saydım 3 kere yapılır zaten bir insana en fazla 3 kere şans verilir. son şansı üçüncü ve son şansı kullanmayan insan ise en kısa zamanda hayattan çıkarılır. elbette üçüncü defa üzülünecektir ama bu son üzülmedir süt yoğurt olayına geri dönülmektedir. bu sefer yoğurttan da vazgeçtim. hoşçakal. benim kalbime inemeyen barış bu ülkeye gelmeli. (sonunu siyaset yaptım.ilişki baştan sona siyaset kokuyordu..)

February202013

cengiz özkan-üç güzel geliyor(male male)

8AM

net.

Kimse için şiir ezberlenmemeli sonra o şiire herhangi bir yerde herhangi bir anda denk geldiğinizde hatıralar anılar ve daha bir çok şey silinmeye yüz tutmuş bir çok şey tepe taklak üstünüze gelir. herşey yeniden hatırlanır herşey yeniden başlar eskisi kadar yoğun değildir ama üzer o anı mahveder. kimse için şiir ezberlemeyin

8AM
“Evin yolunu bilmeyen ben, şimdi evden çıkmak istemiyorum. Dışarıda insanlar var, korktuğumdan değil, tahammül edemediğimden. Yanlışlıkla biri omuz çarpsa kafasını gözünü patlatmak istediğimden.
İstiyorsan öğret, bana sevmeyi yeniden öğret, bana iyi niyetle yaklaşmayı yeniden öğret. Çocuksu vurdumduymazlığı öğret, yüzümü gülmeye alıştır. Çünkü gülerken yüzüm kasılıyor, bir tuhaf oluyor. Gülmeyi unuttuğumdan…”

 

February92013
“oysa insanlardan uzun zaman önce umudunu kesmiş, onlardan bir şey beklememeye ve kendi düzenini kurmaya karar vermiştin. biliyordun ki bir insanın başka bir insanı anlayabilmesi ancak çok özel durumlarda mümkündü ve sen hiçbir zaman hiç kimse için o kadar da özel olmamıştın. ve yine çok iyi biliyordun ki durup herhangi bir kimseyle bunun denemesini yapmaya bile değmezdi. şaşmaz nedensellik ilkesine tabi bir takım tabiat olayları gibi beşeri kurallar vardı. ateş yakar, su boğar, insan anlamaz.. yüzlerce hayal kırıklığı, küçük düşme, yüzüstü bırakılma ve her koşulda anlaşılamama deneyimi sana bunu öğretmişti. ‘hayatın ciddiye alınmasını istediğin bir oyundu’ ve kimselerin durup bununla uğraşacak zamanı yoktu..” (via kedimaru)
February82013

bazı vakitler tren geçiyor evin yakınından
yaşlanıyorum pencereden her bakışımda
anna karenina’yı taklit ediyor zaman,
atıyor kendini raylara.
neden her aşk
bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka.

sevdiğim adamlar çarpıyor camlarıma
bir kelebek gibi kocaman, kara
pervazlarımda kuruyorlar sonra
begonya tozlanıyor,
unutmanın gözyaşları sanki bu tozlar.
annemin temizlik günleri gibiyim
yorgun, solgun ve beyaz.
kardeşim ayağını sallıyor sevdiği şarkılarda
birini çok sevmek gibiyim
sütle siliyor tozlarımı kardeşim.
kestane pişiririz diyoruz sobada
hayallerimiz çatlıyor sonra, çıtırdıyor, kızarıyoruz.

bu şiirden bir bölümü attım
kilometrelerce uzağa
tavşanlı pijamalarımla balkona çıkıp el salladım ardından
havaya uçuracaktı şiirimi az daha,
attım.
lokum getirmişti ve kitap,
ben ruhunu getirsin istemiştim oysa.
onu da tam buradan attım.
ben ne de olsa yakıp yıkanlar listesinde
ölü yada diri arananlardanım.

bir doğuş şarkısı söyletiyorum bazen hayatıma:
“aramızda uçurumlar söz konusuyken”
uçurumlarda tenzilat varken hazır
uçalım, hadi uçalım
ben nasıl olsa
bu müsveddelerin ortasında yalnızım.

didem madak
2PM
“kimi nasıl diyeceğini bilmediğinden, kimi bildiğini de diyemediğinden, kimi dediği halde kıymeti bilinmediğinden, kimi bir kez deyip yanlış bildiğinden…”
February52013

“zaman değil uyku ilaçtır”

İnsan uykuyu da bir ilaç olarak kullanan varlıktır. En kötü felaketlerin arından gün olur devran döner denilir ya da sabah ola hayrola denilir ve demeler çoğu zaman yatağa girerken akıldan geçen demelerdir. İnsan uykuyu yıllardır bir ilaç gibi kullanır. Depresyonun bile uykuyla geldiği anlaşılır bir depresyon belirtisi olarak uyku… ve son olarak zaman değil uyku herşeyin çözümüdür..

İçinden gitmek isteği yoğun olduğu zamanlarda aslında bir bok yapacağın yok otur oturduğun yerde uyu işte al sana çözüm.. Çiviyle çakılmış gibi hissedersin dünya öyle bir yer gelir.. hayır dünya değil uyuduğun yer öyle gelir sana. 

Sevmenin önemli olduğu zamanlardan geliyorum uyku sevmenin artık önemsiz olduğu zamanların önemi haline geldi. Bendeki bu durum iste uyku ve sevmenin sentezi. “Anadolu rock gibi kalıcı olmayacak bir sentez… Yani demek istediğim bir başkası gelene kadar bu hal giderek azalır ya da tamam kabul ediyorum artık böyle yaşayacağım diyene kadar bu sentez devam eder. “yalnızlığı kabulenene kadar” yani. 

Ben aslında çoktan kabul etmiştim de sonradan vazgeçtim kabul etmekten tabi bunun da bir hata olduğunu gördüğüm iyi oldu.(burası kendimle iç hesaplaşmam yazıyla ilgisi yok)

İnsan bazen ya olabilir gidebilir ve bende sonsuz uykularda biraz gezinirim biraz kilo alırım sonrada iyileşirim olmaz mı olabilir kimler çıkıp gidiyor kimse hayatına çivi çakmamalı zaten hem can dündar ne diyor “çantan hep hazır durmalı hep gidecekmişsin gibi yaşamalısın” diyor. (ya da ona benzer aynı anlamlı şeyler) benimde gri pijamam ve her an oblomovluğa hazır bir ruhum var çantam hazır olmasa bunları elime alıp her an gidebilrim. 

bu yazıdan çıkarılacak anlam: zaman değili uyku herşeyin çözümüdür. gitmek için çantaya gerek yok gri pijamaların ve biraz da tuvalet kağıdı ağlamak için yanında hep olmalı

← Older entries Page 1 of 19